6 Ocak 2013 Pazar

“Pi” Tarihinden Kalma Kafalar


Ben sana edebiyatçı olamazsın demedim, insan olamazsın dedim.

Haydi biraz abarttım, bu doğru ama çok kızgınım, ondandır.

Pi’nin Yaşamı’na, daha doğrusu eninde sonunda hikayenin yaratıcısı olan Yann Martel’a... Ayrıca Ang Lee, sözüm sana da tabii ki. Akşama ara beni, karşılıklı konuşalım.

Efenim, yazı en az 500 mg. spoiler içeriyor. Bundan mütevellit, okuduktan sonra eve kargo kargo küfür göndermeyin diye, yine “Spoilerahmanirrahim,” diyerek giriyorum söze.

Öyle görünüyor ki, biz insanlar kendimizi besin zincirinin son halkası diğer hayvanlarla özdeşleştirmeye bayılıyoruz da, sıra bunlar arasında hangisini seçeceğimize gelince tek mesele hangisinin en güçlüsü, en “güzeli” olduğuna kalıyor.

Neden o sırtlan öldüğünde hiç birimiz üzülmedik?

Neden hikayeci/yönetmen bunun böyle olması için elinden geleni yaptı? Zebrayı sakatladı, dişi maymunu yavrusunu denizlere yeni vermiş bir anne figürü olarak şekillendirdi vs.

Ve her şeyden önemlisi bu canlıcağızları neden sırtlana öldürttü?

Çok basit. Çünkü bizim, başrolü, yani kaplanı sevmemiz gerekiyordu.

Ayrıca, kral, cellatının cinayetlerinden sorumlu tutulamazdı. Hatta bu zalim katili (bak hop orda, hop burda. Dün cellattın bugün bir katil. Eee sosyal statü böyle bir şey gülüüüm) bizzat öldürdüğünde de bu eylem, kendi ünvanını biraz daha parlatmasından başka bir işe yaramazdı değil mi?

Sırtlanım çok yaşa!

Bıktım ben bu, belgeselci, kurgucu tabiat tasvirlerinden. İnsanın kendi bokuyla yazdığı sosyal statü mitinin, canım doğanın da bir parçası olabileceğini sanma naifliğinden...

Pi, bir kaplanla kurmayı becerebildiği sosyal bağı o sırtlanla da pek tabii kurabilirdi. Tabii, kaplan ikisini de yemeye kalkar mıydı kalkmaz mıydı bilemeyiz. Belki “Karizmamı bozar,” deyip onlara dokunmaz, teknenin önünde, üzerinde Kıraç montuyla ufuklara bakardı, kim bilir?

Abicim, hayvan bu yer adamı. Kötü bir şey diye demiyorum. Ama kötü bir şeyse eğer, bunu o kaplan da yapıyor.

Bu besin zincirini tanımlayıştaki kafamız da; bireyci, bencil, ben merkezci zihniyetimizi bayağı ele verir cinsten. Yani, üstte olanı seçerken hep diğerlerini yeme veya onlara yem olma olasılığı üzerinden bir seçime gidiyoruz. Oysa ortada, nüfus diye de bir mefhum var. Dünyada ne kadar kaplan var ama buna karşın ne kadar fare nüfusu var bir tahmin yapalım. Sarı tuğlalı yolu takip edip, Google Büyücüsü’ne sormaya gerek bile yok.

Bu durumda bir tür olarak farelerin besin zincirinde daha yukarılarda yer almaları gerekmez mi? Çünkü, kat kat daha çoklar ve dünyadaki tüm yırtıcı kedilerden bile daha fazlasını yiyorlar.

Ama tuttuğunu koparan -tam da sosyal hayatta olmak istediğimiz tipte- hayvanları başrole koymak ve meseleyi böyle görmek işimize geliyorken... Dur ben bunu AKP’ye de bağlarım.

Ha bu arada unutmadan, insan ve fare genleri yan yana hizalandıklarında %99 oranında benzerlik gösteriyorlar.

Hadi ben kaçtım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder